Mustafa Onat's items Go to Must.'s photostream

24 Mayıs 2013 Cuma

Mercan Dede | Dünya

 
Gözlerini açmak, uyanmak sayılıyorsa uyandım. Tam olarak nasıl oldu bilemiyorum ama iş yerine kadar da gelebilmişim. İnsan zihni de bedeni de rutini ezberliyor. Bir tür robotluk avantajı diyebiliriz. Ama böyle olmasaydı, şu anda, tüm bilincimi ele geçirmiş kontrol edilemez bir uykunun kim bilir kaçıncı evresinde olurdum. Biraz önce bu yazıya başlarken aklımda bunları yazmak yoktu. Zihnim bana oyunlar oynuyor hâlâ.

Askere gitmeden hemen önce Mercan Dede’nin 800 albümü çıkmıştı. Bir haftam var/yok dinlemek için… Her fırsatta dinledim. Askerlik bir tür mahrumiyet dönemi olduğu için, -Kral TV’deki gürültüyü de saymazsak- müzik dinleyemediğim 6 aylık zaman diliminde bölük pörçük melodiler uçuşup durdu zihnimde. Sonra döndüm, o albümü de diğerleri gibi ezber ettim.
 
Neredeyse 6 yıl geçti, hâlâ dinliyorum. Çoğu zaman inançsızca ve laf olsun diye söylediğimiz “her şeyi çabuk tüketiyoruz” serzenişinin esamesi yok bu kez. Yarın da dinlerim, bir sonraki gün de… Ama yine de onca zaman sonra insan yeni şarkılar bekliyor. Bazı şeyleri hızlı tüketmeyebiliriz belki ama azla yetinmeyecek kadar da dünyalıyız. Nihayet bu 6 yılın sonunda Dünya albümü çıktı. Lafı başından beri buraya getirmeye çalışıyorum. Az daha kaybolacaktım. Albüm dün D&R raflarına dizilirken payıma düşeni aldım.
 
Dün akşam, güpgüzel insanlarla bir etkinlikte bulunmamız nedeniyle hemen dinleyemedim. Gece boyunca albümü çantamda gezdirdim. Eve döndüğümde dinlemeye başladım ama birkaç gecedir yüz vermediğim uykuya yenildim bu kez de. Gardım düşük yakalandım. Şimdi ofisteyim. Hâlâ uykusuz olmakla birlikte, uykuya yenilmemek konusunda biraz daha donanımlıyım. (yazar burada işyerindeki gürültüden söz ediyor)
 
Bir arkadaşım kağıttan uçak yaparken, kağıdı neresinden katlayacağı konusunda bir anlık tereddüte düşmüş, ben de biraz ukalaca ve söylediğim şeye pek de inanmadan kağıttan uçak yapmayı unutabilen insanın heyecanı kalmamış diyebilir miyiz diye sormuştum. Arkadaşım birkaç dakika içerisinde türlü türlü uçaklar yapıp evin salonunu uçuş sahasına çevirmişti. Dün gece albümü çantamda gezdirirken de heyecanlıydım, şimdi kartonet elimde albümü dinlerken de heyecanlıyım. En azından Dünya’yı dinlerken dünyanın hayhuyundan uzaktayım. Bu yazı samimi bir heyecanı ihtiva etmekte.
 
Albümde gündoğumu ve günbatımı konseptinde iki CD var. İlk dinlemede birkaç şarkı biraz öne çıktı. Garip mesela. Benim için 800’deki Nerdesin’in bu albümdeki karşılığı olacak. Bunun dışında burada albümü öyle derinlemesine irdeleme ve eleştirme niyetinde değilim. Bu yazı biraz da, Mercan Dede müziğine ilgi duyanlar için müjde mahiyetindedir. Müjdemi isterim.

"Adına, tadına, tuzuna, tozuna bakmayız
Acısını duyalım yeter.
 
Her nemiz var ise verip verip
Kalp, gönül, damar, ses, nefes
Hayal, hülya, rüya, şarkı, şiir miir
Ne bulursak girip girip,
Garip garip severiz biz."

2 yorum: